İçeriğe geç

Dil dile değmeden!

İnsan sesi, daha doğrusu insan konuşması oluşurken katkıda bulunan o kadar çok şey vardır ki, bunlar bir araya gelince iki insanın konuşmasının aynı olma ihtimali yok denecek kadar azdır.

Hatta her bireyin konuşması o kadar kendine özgüdür ki, telefonda sesin alttan ve üstten belirli frekansları yok edilmesine rağmen, açar açmaz merhaba deyişinden karşımızdaki kişiyi tanıyabiliriz.

Sesimizin oluşmasının ana nedeni şüphesiz ses tellerimizdir.

Ses tellerinin boyu sesimizin kalınlığını belirler.

Ses tellerimiz ne kadar uzunsa, ses o kadar ince çıkar.

Kadınların erkeklere göre avantajları, ses tellerinin daha uzun olmalarıdır.

Tabii ki ses tellerimiz sesimizin tınısını tek başlarına belirleyemezler.

Dudağımız, dişlerimiz, dilimiz olmasaydı, ortaya anlaşılmaz, rahatsız edici bir gürültü çıkardı.

Konuşurken nefes veririz.

Bu nefes, konuşmanın karakteristiğini etkileyen en az 11 noktadan geçer.

Ayrıca kişinin karakteri, havanın akışı ve hızı, ağız ve dudak yapısı da konuşmada etkin faktörlerdir.

Ancak tüm konuşma olayının organizatörü beyindeki bir bölgedir.

Burada düşüncenin ana yapısı oluşturulur, kulak ve gözlerden gelen sinyallerle birleştirilir ve boğaza sinyal olarak gönderilir.

Hayvanların beyninde ise böyle bir bölge yoktur.

Bazı papağan, muhabbet kuşu hatta karga türlerinin konuşmaları, onların ezberleme ve tekrar edebilme yetenekleridir.

Bilinçli bir konuşma söz konusu değildir.

Genetik olarak insana en yakın olan şempanzelerin bile dil ve damak yapıları nedeni ile insan gibi konuşmaları mümkün değildir.

Dünyanın dört bir yanında farklı lisanlar konuşuluyor, ama tüm bu insanlar ağızlarından benzer sesler çıkarıyorlar.

Her iki dudakları ile ‘P’ ve ‘B’, dudak ve dişleri ile ‘F’ ve ‘V, dilin ön kısmı ile ‘T’ ve ‘D’, dilin arka kısmı ile de ‘K’ ve ‘G’ seslerini çıkartıyorlar.

Dilin ilk insanlarda, işbirliği bunun yanı sıra kültür ve bilgileri gelecek nesillere aktarma ihtiyacından doğduğu sanılıyor.

Günümüze kadar altı bin dil geliştirilmiştir.

Dünyadaki bütün dillerin tek ortak yanı, en çok kullanılan kelimelerin daha az sayıda harfle yazılmalarıdır.

Altay dilleri ailesine giren Türkçe’mizde bazı ilginç özellikler vardır.

Cisimleri dişi ve erkek olarak ayırmıyoruz,

Ses uyumu var ve bir ad veya fiil kökünden değişik eklerle yeni kelimeler türetebiliyoruz.

İnsan yüzündeki kaş, göz, burun, ağız ve diğer şekillerin çok az fark göstermelerine rağmen hepsi birleşince nasıl bir insan diğerine benzemiyorsa, oluşumunda katkıda bulunan şeylerin çeşitliliği açısından, seslerimiz ve konuşmalarımızda birbirine benzememektedir..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: